Edirne’de Sevinç ve Hüzün – Murat ÖZYILMAZ

Öğrencilerimle birlikte Edirne’ye çalıştık. Çalıştık diyorum çünkü gitmeden önce güzelce hazırlandık. Her türlü teorik bilgiyi İnternet ve kitaplardan araştırdıktan sonra artık gezi vakti geldi ve yola çıktık. Beni en çok duygulandıran olaylardan birisi 30 Aralık tarihinde yani kara kışın ortasında 54 kişilik otobüsün öğrencilerle dolu olmasıydı. Bununla birlikte idarecilerin, öğretmenlerin ve tur sahibinin bizimle gelmesi de “İlim Çin’de bile olsa gidip alınız” hadisinin hayat bulmuş ve ete kemiğe bürünmüş örneği gibiydi.

Tur Rehberimizle tanıştığımızda neden bu soğuk ayda buraya geldiğimizi merak ettiğini öğrendik. Biraz tebessüm ettik önce ve sonra kültür ve medeniyet aşığı öğrencilerimi anlattım ona. Hazırladığımız gezi rehberini detaylı bir biçimde incelemiş ve çok beğenmişti. Hatta Edirne’de böyle bir rehber kitabın olmadığını söyleyince öğrencilerimle bir kez daha gurur duydum.

Rehberimiz çok bilgiliydi ve bir çok yerde olmayan güzel bilgiler veriyordu. Şükrü Paşayı, Mimar Kemalettin’i daha bir çok kahramanı konuştuk birlikte. Öğreniyor ve öğrendikçe daha çok seviniyorduk.

Gün ilerledikçe bu sevinç ve öğrenme isteğimiz artıyor tüm camileri ve tarihi mekanları gezmek istiyorduk.

Dondurucu soğuğa aldırmadan yolumuza devam ettik. Tur otobüsü bizi çok önemli bir mekana bir külliyeye ulaştırdı. II. Bayezid Külliyesi ile ne kadar övünsek azdır. İçerisindeki hastanesi ve medresesi ile bir modeldir aslında. İnsana değer vermenin her türlüsünü görebilirsiniz orada.

Ne yazık ki günümüzde bir adım öteye geçemeden tarihi bir eser ve müze olarak kalmıştı. Tarihin en güzel hastane modellerinden birisi olan bu eser müze olarak kalması aslında onun kuruluş amacına ve felsefesine çok aykırı. Sanki bir şeyler denek istiyordu öğrencilere. “Dinleyin Gençler! Sizler kadim kültürünüze bakıyorsunuz. Ama beni bu halde bırakmayın. Kendi çağınıza ışık tutacak öğütlerime kulak verin. Ancak o zaman amacıma hizmet etmiş olurum” diyordu.

Dost acı söyler. Kadim dostlarımızdan birine kavuşmanın sevinci ile onun hak ettiği yerde olmamasının hüznünü öğrencilerimin tertemiz ve minik kalplerine nasıl anlatacaktım bilemedim. Dosta veda edip yolumuza devam ettik.

Edirne merkezinde tarihi bir çok eser olmakla birlikte Eski Cami, Üç Şerefeli Cami ve Selimiye Cami en çok ziyaret edilen yerlerden birkaçıydı. Bunları gezmeden önce Yeni Saray alanının tadilatta olduğunu öğrencince buradan kalan boşluğu Sinagog ziyareti ile dolduralım dedik.

Edirne’de İspanya’dan gelen Yahudilerin yaptırdığı bir sinagoga girdik. Burası da yeterli sayıda Yahudi olmadığı için müze olarak kullanılıyordu. Çok garip ama restorasyonu çok özenle yapılmıştı. İçeride sanki yeni ibadet edilmiş bir havası vardı. Birileri içeriden çıkacak ve ayin yapacak gibiydi. Buradan ayrıldıktan sonra merkezdeki camileri gezmeye başladık. Ama birden bir şey fark ettik. Biz camilere girdiğimizde ayaklarımız üşümeye devam ediyordu. Neden? diye sormaya başladı öğrencilerim. Neden Hocam sinagoglarda kalorifer var da camilerde yok. Neden günde beş defa secde eden, ibadet eden Müslümanlar için bir ısıtma sistemi yapılmıyor? Doğrusu çok haklılardı. Evet öğrenmenin açlığı ile geldiğimiz Edirne bize soğuk bir şekilde öğretmişti bunu.

Mimar Sinan Selimiye Camiinin altına yaptığı sıcak su kanalları da artık çalışmıyordu. Ne oluyor hocam? diyordu çocuklar. Bir şeyler yanlış gidiyordu. Kış ayında camilerde ayakları üşüyen bir otobüs dolusu öğrenciye bu soruyu sorduran yetişkinler olarak bizler bir yerlerde hata yapıyor olmalıydık.

Edirne bize bir şeyler söyledi. Hem de her birimize kapasitemiz ölçüsünde ayrı ayrı. Geleceğimiz olan gençlerimiz için Edirne’yi görmek onunla muhabbet etmek güzeldi. Ama bir kaç tarihi dostun sitemleri de içimizi acıttı doğrusu.

Dostların sözüne kulak vermek ve gençlerimizi çocuklarımızı kadim kültürümüzün nişanesi olan bu dostlarımızla tanıştırırken artık üzerimize düşen sorumluluklarımızı yaptığımızı da göstermemiz gerekiyor.

04 Ocak 2019
898 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 10 YORUM

  1. YÜKSEL dedi ki:

    Çalışmalarınız için çok teşekkür ederim ve de çalışmalarınızın devamını dilerim Çok güzel olmuş

    1. admin dedi ki:

      Sitemize ilk yorum yazan kişi olduğunuz için öncelikle teşekkür ederiz. Güzel yorumlarınız için de ayrıca teşekkür ediyoruz. Bizi takip etmeye devam edin.

  2. Rüstem dedi ki:

    Murat Hocam maşallah yine daha önce defalarca yaptığın gibi harika bir çalışma olmuş. Senin ve öğrencilerinin ellerine sağlık

  3. İsmail Aslan dedi ki:

    Osmanlı Devleti Padişahı 1.Murat’ın Bizansta ki karışıklardan yararlanarak bizans veliaht’ının yardım istemesi üzerine bir şartla yardım edeceğini söyleyip Balkanlara geçme politakasını uygulamaya başlamasında bizanstan çimpe kalesini alıp ilk baş Edirne’yi fethetmesi etkili olmuştur bu fetihle beraber Osmanlı Devleti’nin başkenti Bursa’dan Edirne’ye taşınmış ve Edirne artık Osmanlı Devleti’nin 2.Başkenti olmuştu.Edirne 2.Başkent olduktan sonra Osmanlı padişahları burada tarihi eserler yaptırarak günümüze kadar gelmelerini sağlamıştır en önemli eser 2.Selim’in Mimar Sinan’a yaptırdığı Selimiye Cami’sidir Mimar Sinan bu Camiye ustalık eserimdir demiştir.
    Edirne her tarafı buram buram tarih kokan bir şehirdir ve bu tarih korunmalıdır.

    1. admin dedi ki:

      Harika bir yorum olmuş. Sizinle gurur duyuyorum.

  4. Faruk dedi ki:

    Öncelikle bu geziyi düzenlediğiniz için çok teşekkür ederiz hocam. bu gezi sayesinde Edirne’nin aslında ne kadar manevi ve kültürel değeri olduğunu hissettik. Birlikte nice gezilere inşallah.

    1. admin dedi ki:

      İnşallah. Sizlerle her şey şok güzel ve anlamlı. Birlikte öğrenip geleceği birlikte inşa edeceğiz.

  5. Nurselvi Eskici dedi ki:

    Edirne’de Selimiye camii’de hala duran top izleri beni çok etkiledi Tarihimizi en yakından görmüş olduk Her şey çok güzeldi Yanımızda olduğunuz için teşekkür ederiz

  6. Oğuzhan ÇOLAK dedi ki:

    Gezi için herkese teşekkür ederim. Ne kadarda güzel bir gezi. Edirne ‘deki tarihi yerler muhteşemdi. Özellikle de Selimiye Camii ile Ulu Camii tabi birde Meriç Köprüsü. Selimiye camide deki şadırvan çok iyiydi. Yani eğimli ve onaltıgen tasarıma sahip olması çok iyiydi. Düşünsenize günümüz teknolojisinde bile düşünemdiğim mimari yöntemler taa ne zamanlarda düşünülüpte yapılmış. Herşey dediğim gibi çok güzeldi yeniden tüm herkese teşekkür ederim.

  7. Oğuzhan ÇOLAK dedi ki:

    Çok güzdl bir geziydi . Herkese çok teşekkür ederim. Mutlaka Edirne gidilmesi gereken bir şehir. Umarım herkse bir gün de olsa gitmek nasip olur. Çok güzeldi

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?